Uzun zaman olmuş yazmayalı buralara..
insanın hayatı çalkantılı ve zorlu dönemlerden geçtiğinde bazı konulara el atmak oldukça zor oluyor.. Şayet önemli bir işiniz varsa özellikle de markalı takım elbiseler giyiyorsanız o kıyafetin içinde ne olduğu yüreğinizde hangi fırtınaların koptuğuna kimse aldırış etmez. Önemli olan atılan imzalar, yapılan anlaşmalar, binilen arabalar ve içilen viskilerdir. Evet bir kadeh viski ve yapılan anlaşmalar .. Kimse gerisine aldırış etmez. Hiç kimse bir evvelsi akşam eşinizle aranızda geçen diyalogla ilgilenmez.. takım elbise giymek o anda canınız yayık ayranı çekiyor olsa bile viski içmek zorunda olduğunuzu bilmeniz gerektiği gerçeğinden çok da fazla birşey değil..
Hayat akışına son sürat devam ederken blogun kimse tarafından okunmuyor olması aslında olaya farklı bir güzellik katıyor desem kimse inanır mı : )
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Ağustos 2011 Salı
2 Şubat 2011 Çarşamba
blog yazmak
blog yazmak oldukça eğlenceli bir iştir, zira burada bahse geçen konulardan ötürü kendinizi baskı altında hissetmezsiniz.. aklınıza geleni yazmak/söylemek kadar eğlenceli başka ne olabilir ki :)
yaşadığımız yere ben matrix demeyi tercih ediyorum..
yaşadığınız yer neresi olursa olsun, ister atlantiste ister büyük çukurda olun olduğunuz yerde mutlak surette bir yerleşik düzen vardır, bu yerleşik düzenin mutlaka ör/adet gelenek/görenek adı altında mahalle baskısı yapabilmek amacı ile öngörülmüş bazı kuralları vardır. Örneğin canınız camınıza kan rengi boya sürmek ve tüm evi kırmızı yapmak istediğinizde matrix size bunun size ayıp/yanlış olduğunu söyleyecek ve sizi bu zevkten mahrum kılacak..
koşullar ne olursa olsun etrafımızdaki insanları rahatsız etmeyi asla kabul edemiyorum.. fakat toplumun kendi kendine kurallar icad edip bunu zorlaması da çok mantıklı gelmiyor.. sonuç olarak yüce yaradan bize gayet yeterli kurallar ve kullanım kulavuzunu göndermiş bulunuyor, bunun üzerine bir eyalet mahkemesi kurmak hiç te mantıklı gelmiyor bana..
işte bu yüzden ben de dilediğim şekilde kendimi ifade edebileceğim, zaman zaman saçmalayıp zaman zaman lafı "cuk" diye yerine oturtacağım bu blogu açmaya karar verdim..
iyi ki varsın blogspot ve gooooooogle : )
yaşadığımız yere ben matrix demeyi tercih ediyorum..
yaşadığınız yer neresi olursa olsun, ister atlantiste ister büyük çukurda olun olduğunuz yerde mutlak surette bir yerleşik düzen vardır, bu yerleşik düzenin mutlaka ör/adet gelenek/görenek adı altında mahalle baskısı yapabilmek amacı ile öngörülmüş bazı kuralları vardır. Örneğin canınız camınıza kan rengi boya sürmek ve tüm evi kırmızı yapmak istediğinizde matrix size bunun size ayıp/yanlış olduğunu söyleyecek ve sizi bu zevkten mahrum kılacak..
koşullar ne olursa olsun etrafımızdaki insanları rahatsız etmeyi asla kabul edemiyorum.. fakat toplumun kendi kendine kurallar icad edip bunu zorlaması da çok mantıklı gelmiyor.. sonuç olarak yüce yaradan bize gayet yeterli kurallar ve kullanım kulavuzunu göndermiş bulunuyor, bunun üzerine bir eyalet mahkemesi kurmak hiç te mantıklı gelmiyor bana..
işte bu yüzden ben de dilediğim şekilde kendimi ifade edebileceğim, zaman zaman saçmalayıp zaman zaman lafı "cuk" diye yerine oturtacağım bu blogu açmaya karar verdim..
iyi ki varsın blogspot ve gooooooogle : )
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


